Salı, Mayıs 10, 2005

  • Bir ara bilgisayarı açmıştım. Gecenin lanetinden kurtulabilmek, en azından biraz uzaklaşabilmek için. Yeni bir hikayeye mi başlayacaktım, yoksa temize mi geçecektim defterimdekileri tam anımsamıyorum şimdi. O kafayla. Sonra geceye merhabayla sen dahil olmuştun. Sıkıntı, düşüncelerden kendimden geçmek üzereyken. Onca şarabın sarhoş edemediği, dünyanın en başarısız ve yeteneksiz, talihsiz yazarına merhaba demiştin. O zamanlar bunların hiç birinden haberin yoktu. Merhaba, diye cevaplamıştım mesajını. Sonra uzunca bir süre yazışamamıştık. Neden sonra yine sen karşılık vermiştin. Yoksay kendini bak var olmak ne hoş, demiştin. Fuzulî’ydi sanıyorum. Neden kendini yoksayman gerektiğini sormuştum. Var olsam kimin ne işine yarıyorki varlığım, demiştin. Kimin umurundayım? Gülmüştüm. Alay edercesine değil. Belki ben de benzer duygular içindeydim. Saklıyordum belki. Zaten pek çok şeyi saklamamış mıydım hayatımda, bastırmamış mıydım içimden pek çok geçen şeyi? Çocuklar gibi konuşuyorsun, demiştim.

0 Comments:

Yorum Gönder

<< Home